• BIST 103.072
  • Altın 272,126
  • Dolar 5,6668
  • Euro 6,2796
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından görüşler FOTO HABER

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından görüşler FOTO HABER
Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri...

Hem iş, hem gösteri (Atilla Gökçe)

Lig maçı değil, birbirine meydan okuyanların düellosuydu sanki bu buluşma...  Bilic’le Ersun Yanal’ın kapışması... Demba Ba ile Cardozo’nun vuruşmasıydı.

Düello için “tarafsız” Konya’nın yeni stadında santraya geldiler. Ooo!... Maşallah, Beşiktaş taraftarı da (32.613 kişi) en kalabalık haliyle gösteriye koşmuştu.

Düello beklentilerinin üstüne çıktı maç... İki takımın yüksek tempolu, istekli, arzulu, enerjik oyunuyla zenginleşti. O zenginliğe baştan sona hükmeden, oyunu yöneten ve yönlendiren taraf Beşiktaş’tı.

Slaven Bilic, bir gün önce dünyaya merhaba diyen kızının doğumunu üç golle kutladı. Dahası, çoktan beri hak ettiği halde bir türlü yaşayamadığı büyük maç zaferine futbolcularıyla birlikte ortak oldu.

Beşiktaş’ta aksayan, kötü oynayan, beklenen etkinliği sağlayamayan oyuncu var mıydı? Hayır, öyle biri yoktu. Takım halinde kusursuz bir oyun oynadılar. Hem görev yaptılar, hem de gösteri! Oyunu sanata dönüştürdüler. Aralarındaki uyum, empati ve işbirliği olağanüstüydü. Gökhan Töre, Olcay, Sosa, Demba Ba, Atiba, Veli... Kısacası, hepsi!

İşin ilginç yanı, Bilic’in bu maçta Trabzonspor’a özel bir değişiklik yapmadan, takımını yerleşik ve alışık oyun düzeniyle sahaya çıkarmasıydı. Oyuncu değişikliklerini de beklendiği gibi yaptı. Özel bir hamleye gerek kalmadan kendi düzenlerinde disiplinle oynadılar.

Ersun Yanal’ın İstanbul’daki Galatasaray galibiyetinden sonra bu maçta da Trabzonspor’u yeni ruhuyla oynatmasını bekleyenler yanıldılar. O ruh vardı aslında... Ne var ki rakibine oranla daha yeni ve tecrübesiz olan Trabzonspor, orta alanda oyunu denkleyemedi. Özer, Mehmet ve Sefa ne savunmaya yardım edebildiler, ne de hücumda Cardozo’yu skora yöneltecek bir pozisyon zenginliği sunabildiler. Papadopoulos’un ikinci gol öncesinde Olcay’a kaptırdığı top gibi bireysel yanlışlar, hayal kırıklığı yaratan düşük performanslar da tabelayı etkiledi.

Özer’in Sosa’ya çift ayak dalışı bir kırmızı kart gerektirebilir miydi? Kornerde Ersan Gülüm’ün cezaalanı içinde belinden çekilerek düşürülmesi penaltı değil miydi? Bu sorulara yanıt vermeyi, bunları tartışmayı gereksiz görüyorum. Maç o kadar net ve hak edilmiş bir skorla bitti ki tartışmaya yer kalmadı

Mustafa Pektemek’e geçmiş olsun. Gökhan Töre ile Bosingwa’nın birbirlerine sarılarak forma değiştirmesi, oyunun en güzel finaliydi.

Lider, liderliğine toz kondurmadı. Kazanana da kaybedene de teşekkür borcumuz var!

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

Helal olsun taraftara (Bilal Meşe)

Tribünlerin seyirci kaybına uğradığı bir sezonda Beşiktaş’ın taraftar kalabalığı asla rastlantı değildir...

Bu çokluğu yakalamanın temelinde yatan en büyük faktör, taraftarların şampiyonluk beklentisidir kuşkusuz. Kaldı ki bu beklentilerinde sonuna kadar haklılar. Tamam stad inşaatı var, yönetim tüm zamanını, enerjisini bu alana yaymış, onlar da haklılar. Ne var ki, taraftarın kantarında da şampiyonluk ağır basıyor.

Bu ilginin temel taşı, budur sevgili futbolcu arkadaşlar, kulağınıza küpe olsun. Göçebe gibi oradan oraya savrulan Beşiktaş’ı yalnız bırakmayan taraftarlara helal olsun, alkışı fazlasıyla hakediyorlar.

* * *

Zirvenin ortakları belli... Trabzonspor da son haftalardaki çıkışıyla, kadro zenginliğiyle yarışta olacağını kanıtlamış durumda. Üç büyüklerin işi zor, çünkü zirvede Bursaspor, hatta Mersin İdmanyurdu’nun bile ayak sesleri var.

Kopma kolay kolay olmayacak, hatta kora-kor bir şampiyonluk yarışına tanıklık edeceğimizden asla kuşkumuz yok. Zirveyi kucaklamak isteyen takımı, bu fotoğrafa bakıp, şimdiden kestirmek çok zor.

Beşiktaş, bu yarışın elbette favorilerinden... Göçebe gibi oradan oraya savrulan Kartal’ın bu şartlarda ayakta kalması, zirveye park etmesi  müthiş başarıdır bizce. Zirvenin anahtarı ortakları yenmekten geçiyor. Beşiktaş, bu anlamda sıkıntılı, Fenerbahçe’ye takıldı, Trabzonspor’u geçti, Galatasaray ise henüz belirsiz.

* * *

Tribünlerin doluluğu ve de coşkusuna futbolcular kayıtsız kalmadılar, Veli ve Demba Ba şık gollerle yanıt verdiler. Ne var ki, attıkları kadar da kaçırdılar dersek abartmış olmayız! İlk yarıda Ba, ikinci yarıda Gökhan Töre, fırsatları gole çevirseler, hem fark açılacak, hem de Trabzonspor’un direnişi bitecek. Hele hele Töre’ye ne demeli? Kardeşim, soldan harika bir çıkış yaptın, kaleciyi de geçtin, vurmak nerden çıktı? Ver Sosa’ya atsın golü, herkes rahat bir nefes alsın! Valla taraftarlara çile çektirmekte üstünüze yok! Bak Sosa’ya isterse vururdu, vurmadı, Cenk Tosun’a asisti tercih etti, o da skoru üçe çıkardı, fena mı oldu?

Valla, Trabzonspor’un dün yenilmesi asla sürpriz değildi. Çünkü, son haftalarda aldığı sonuçlarla tüm olumsuz öngörüleri tersine çeviren Trabzon, koca doksan dakikada bir tane pozisyon üretemedi! Üretmekten uzaksanız, rakip savunmaya baskı yapamıyorsanız, size kimse puan vermez.

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

Kusursuza yakın (Güntekin Onay)

Futbolda, sporda kusursuzluk yoktur. Ancak dün Beşiktaş kusursuza yakın bir futbol sergiledi. Pres ile başladı, Trabzonspor'u sahasından çıkartmadı. Baskı ile devam etti. Beşiktaş'ı diğer rakiplerinden ayıran ve güçlü  kılan önemli bir özelliği var. Rakip savunmaya önde baskı yaptığı zaman kazandığı toplarla en hızlı rakip kaleye giden takım. Bu enerjisi var. Hep savunduğum şey skor ne olursa olsun böyle oynaması ve bunda devamlılık sağlaması gerektiği. Çünkü yavaşladığı zaman sıradanlaşıyor.
 
Haftaya başlarken ligin en çok gol atan takımıydı Trabzonspor. Beşiktaş kalesinde cılız bir pozisyon bile üretemedi. Bunun nedeni Trabzon savunmasına ve orta sahasına yapılan presti. Trabzonspor bile bu baskıdan boğuluyor ise Türkiye Ligi'nde hiç bir takım çıkamaz. İşte Beşiktaş böyle oynamalı. Çünkü Veli-Atiba-Olcay-Gökhan dayanıklılık olarak son derece üst seviyede. Sosa gibi çok klas bir oyuncu dahi rakibe nefes aldırmıyor. Bu oyuncu profili ile Beşiktaş hız kesmeden oynarsa hedefine sağlam adımlarla ilerler.
 
Dün akşam vasat oyuncusu bile yoktu Beşiktaş'ın, herkes çok iyiydi. Tüm futbolcular çok çalıştı. Ersan, Serdar ve Motta sezonun en iyi performansını ortaya koydu. Atiba harikaydı. Veli ise sadece koşan ve top kazanan bir oyuncu olmadığını dosta-düşmana gösterdi. Olcay bu takımın vazgeçilmezi. Buna da bir kez daha şahit olduk.
 
SOSA-BA
 
Beşiktaş'ın bir başka avantajı ise şu: ligin en iyi ofansif orta alan oyuncusu Jose Sosa ve en iyi santrforu Demba Ba Beşiktaş'ta oynuyor. Sosa attırıyor, Demba atıyor. Diğerleri de görevini yapınca ortaya böyle bir tablo çıkıyor. Arjantinli oyuncu hem hızlı düşünüyor, hem de doğru kararlar veriyor. Takımın hücum performansını başka bir boyuta taşıyor. Cenk Tosun da önemli bir golcü olduğunu 4 günde 3 gol atarak gösterdi ve "Ben hazırım" mesajı verdi.
 
Beşiktaş için önemli olan devamlılık sağlamak ve aynı çizgide ilerleyebilmek. Harika bir Partizan maçının ardından Erciyes gibi ani bir şoku da yaşadı bu takım.
 
Dün Beşiktaş açısından sevindirici olan bir diğer gelişme de Trabzon gibi ligin duran toptan en çok gol atan ekibine karşı hata yapmamaları idi.
 
MUHTEŞEM SEYİRCİ
 
Konya'da harika bir ambiyans vardı. Kuşkusuz bu da Beşiktaş'ı öne doğru itti. Futbol taraftar ile güzel.
 
Hakem Mete Kalkavan bu kadar hızlı, temaslı ve sıkı geçen bir maçı çok iyi yönetti. Sertlik ve mücadele vardı ama kimse art niyetli değildi.

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

Veli misin, deli misin! (Ömer Güvenç)

Konya'da son haftaların iki formda ve golcü ekibi karşı karşıya geldi. Zemin ve atmosfer süperdi. İyi futbolculardan kurulu iki iyi takımdan izleyici olarak gollü ve keyifli bir maç beklemek hakkımızdı. Öyle de oldu. Tabi ön plana çıkan ve farklı kazanan Beşiktaş’tı.

Son 3 maçta 10 gol atan bir takıma 3 gol atacaksın, bir 3 de kaçıracaksın ve hiç pozisyon vermeyeceksin. Büyük başarı. Beşiktaş 3 puanı seyircisinin de desteğiyle sonuna kadar hak etti. Beşiktaş’ta kimler iyi oynadı diye sorarsanız, 3’ünü 5’ini söylersem diğerlerine haksızlık yapmış olurum. Herkes görevini tam anlamıyla yaptı. Sağdan başlamak üzere Beşiktaş defans 4’lüsüne “Kocamaaaaan bir bravo” diyorum.
 
İNSAN BU KADAR KOŞAR MI?
 
Bu bravoyu onlar arasında bölüşsün. Ersan ve Serdar’a artı alkış gönderiyorum. 3. golün sahibi Cenk, ama mimarı Serdar. Tıpkı 2. golde olduğu gibi. O golün sahibi Demba Ba, mimarı da Olcay’dı.
 
Sahada 5-6 tane Veli vardı. Bu çocuk sanki dublörlü oynuyor, her yerde... Veli misin, deli misin? İnsan bu kadar koşar mı kardeşim? Rakiplerine yazık. Sosa izleyenlere büyük keyif veriyor. Herkes istiyor ki, top ona gelsin ve futboldan keyif alalım. Gökhan Töre, Beşiktaş’ın en çok çalışan oyuncularındandı. Ama öyle bir gol kaçırdı ki, herhalde bir daha böylesini beceremez.
 
Geçmiş olsun Pektemek
 
Mustafa benim tanıdığım en yi santrforlardan biri. Artı benim tanıdığım en düzgün insanlardan biri. Oyna diyorlar, oynuyor. Oynama diyorlar kulübede oturuyor. Dedikodusu yok. Kötü bir hayatı yok. Biliç çok şanslı. Demba Ba, Mustafa ve Cenk gibi 3’ü de birbirinden yetenekli forvetlere sahip. Mustafa Pektemek önemli bir sakatlık geçirmişti, dün bir tane daha geçirdi. Üst üste bu kadar şansızlık ters doğrusu. Trabzon’a gelince... Son 3 maçta 10 gol atan bir takımın dün bırakın golü pozisyon bile bulamaması beni hayâl kırıklığına uğrattı. Ama kimse “Trabzon da hiçbir şey oynamadı, Beşiktaş farklı kazandı” sakın demesin. Bir şey söyleyecekse şunu rahatlıkla söyleyebilir: “Beşiktaş, Trabzon’u oynatmadı.” Mete Kalkavan ve triosunu yürekten kutluyorum, hatasız maç yönettiler.

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

Yenilmedi, ezildi! (Cemal Ersen)

Trabzonspor için maç ne kadar kötü başlayabilir diye sorsanız, yediği gollere bakın yeter. Amatörce yapılan iki hata, ders kitaplarına kenar süsü olur inanın. Kaleci Fatih’in ortada pozisyon yokken rakibe teslim ettiği top ağlarına gittiğinde ne hissettiğini bilmiyoruz. Ama yediği golün futbol hayatı boyunca kulağına küpe olacağı kesin. Ardından Papadopoulos’un o cüssesiyle yarı belindeki Olcay’ı asist kahramanı yapması. Vur topu taça, ya da faul yap rakibe. Üçüncü gol mü? Kopyala yapıştır. Bu kez Papadopoulos değil, Musa’dan geldi benzer hata.

Günlerdir Cardozo mu, Demba Ba mı diye fal açılırken, sonucu belirleyecek en önemli unsurun Trabzonspor’un yumuşak karnı savunması ve kalecisi olduğu hesaba katılmamıştı. İstediğin kadar ofansif düşünen silahların olsun. İyi savunma yapamıyor ve Beşiktaş gibi skoru her an değiştirecek futbolculara sahip bir rakibi ciddiye almıyorsan, bedelini ağır ödersin. Al bu trajik golleri, her antrenman öncesi izlet cümle aleme!..

Önce şu tespiti yapalım; Beşiktaş iki sezondur çoğunluğu aynı futbolculardan kurulu bir ekip. Hocaları Bilic çocukları gibi tanıyor hepsini. Kimin nerede ne yapacağını ezberlemiş. Buna biraz da rakibi etüt etme becerisini ekleyin. Beşiktaş’ın farklı kazanması kimseyi şaşırtmamalı.

Öte tarafta Ersun Yanal’ın dört maçta estirdiği “fırtınanın”, bir “tufan” karşısında ne yapabileceği sorusu vardı. Tamam, kısa sürede sinir bozucu iki golle geriye düştükten sonra ayağa kalkıp rakibe kafa tutmak, kolay iş değil. İyi de Trabzonspor’un doksan dakika boyunca kayda değer tek bir pozisyon üretememesine ne demeli? Nerede Mehmet Ekici, Özer, Yusuf ve Sefa? Onlar pas vermeyince Cardozo ne yapsın? Hani ekip ruhu ve disiplin? Takımın oyun karakteri bu kadar kırılgan mı? Tabii ki Trabzonspor’un kalecisinden forvetine bu maçtan çıkarması gereken önemli dersler var. Lakin Beşiktaş’ın doksan dakika eksilmeyen direnci, hırsı ve müthiş temposu dün geceye damgasını vurdu. Beşiktaş kazanmak adına ne gerekiyorsa yaptı. Karşılığını da hak ederek aldı.

Trabzonspor, Yanal ile birlikte çıktığı ilk ciddi sınavında toz şeker gibi dağıldıysa, yapamadıklarından değil, Beşiktaş’ın yapmak istediklerine izin vermemesinden kaynaklandı. Bir aydır sihirli değnekten söz edenler, Konya’da yüzleştikleri gerçeği bir kenara not edip, bu takımın daha çok işi ve yolu olduğunu unutmamalı. Lig uzun maraton. Bu uyarı erken oldu, paniğe gerek yok!

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

Durmak yok DEVAM! (Lütfü Özel)

Son 3 haftanın formda ekibi Trabzon'un, ligi havasıyla ve formuyla forse eden Beşiktaş'la maçı şüphesiz beklenti yükseltti. Rakibine karşı Keçiören kazası etkilerinden mutlaka çıkmış olması beklenen Karadeniz ekibi -tamam, Yanal öncesi dönem gibi değil şüphesiz- eh biraz keyif kaçırdı.
 
Sahada yer alan 11, Constant neden yok sorusu belki düşünülebilir, artık kabul görecek tercihti. 4-1-4-1 gibi algılanabilecek oyun şablonu Ersun Hoca'nın gol arzusunun yüksekliği olarak yorumlanabilirdi şüphesiz ama rakibi de yabana atmama gerekliliği durumu şekillendiren gerçek oldu.
 
Trabzonspor, G.Saray karşısında benzer işleri çok hızlı top çevirerek, rakibini şaşırtıp mücadeleye hakim olmuş işi de bitirmişti. Belki dün gece öncesinde de zihinlerde böyle oynandı ama Beşiktaş'ın önlem alma işini fazlasıyla becerdiği dikkatlerden kaçmadı. Açarsak, Bosingwa hücuma çıkmak yerine rakibin bindirmelerine karşı koymaktan nefes alamadı. Avraam, rakibin cezaalanı varyasyonlarına seyirci olarak katılımına Ersun Hoca 35 dakika ancak dayanabildi.
 
BU TAKIMIN OYUNCUSU DEĞİL
 
Trabzon'un sol tarafı ayrı bir alemdi. Beşiktaş buradan yaptığı bindirmelerle de büyük üstünlük sergiledi. Musa'nın tek tük çıkışları tamam da bu takımın oyuncusu olmadığı gerçeği bir kere daha ortaya çıktı. Yusuf ise bu maçta büyük hayal kırıklığıydı.
 
Özer'in pes etmeme azmiyle çabalamasına özellikle Mehmet'ten beklenen katkının ortaya  çıkmaması orta alanı da boş bırakınca ilk yarı siyah-beyazlı ekibin rahat üstünlük kurduğu dönem oldu.
 
Maçın 2. bölümü belki biraz Constant'ın katkısıyla biraz da  Beşiktaş'ın skora güvenerek ağırlaşmasıyla dengenin bordo-mavili ekip lehine dönmesini sağladı.
 
Kontratak yemek baskı kurmanın karşıtı demekti. İki mucize kurtuluşun ardından 3. gol gecikmedi. Baskının kaleyi bulduğunu gören de olmadı zaten. Keçiören maçının ardından dediğimiz gibi, sihirli dokunuş yok, ama umut var. Yapılacak çok iş de var. Kharkiv maçının son 20 dakikasında 10 kişiyle ortaya konan ruha ihtiyaç var. O gelsin, kimse tutamaz Trabzon'u.

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

 

Bu Beşiktaş rakip bulamaz (Mustafa Anıklı)

Kısmette, Beşiktaş-Trabzonspor maçını Konya'da seyretmek de varmış.

Ancak Torku Arena'ya, sadece Trabzonspor taraftarı alınmazmış. Hoşgörünün başkenti Konya'da, bordo-mavililerin dışında tüm Passolig geçerliydi. Keşke, Konya'daki Hoşgörü ve Sevgi Yürüyüşü'nde iki kulübün taraftarı da, formalarıyla, el ele, kol kola yer alabilseydi. Olmadı; neyse...

Yine de teselli, tribünlerdeki on binler oldu. Beşiktaş o kadar özlemişti ki bu kadar taraftarı... O kadar özlemişti ki, "Siyaaah-beyaaaz" sesini... Kombineleri olanlar, kartlarını çerçeveletip duvara asmış olsa da, gelenler velinimet olmuştu  Beşiktaş için... Bir taşla iki kuş; taraftar "hem para ve hem hava" getirdi siyah-beyazlı tribünlere...

İlk yarının finali denen maçta daha ilk anda lastik patladı. Kaleci Fatih, "Uzaklaştırayım" derken attığı top, Veli için de velinimet oldu. Hani Tolga ve Onur'u izlediğimiz Trabzonspor kalesinde böyle şeyler görünce yine hoşgörü şemsiyesine sığındık!

Ardından Demba Ba'nın akılcı, ama bir o kadar da kolay bulduğu bir gol geldi. Bu, Beşiktaş açısından bir "hayat sigortası", Trabzonspor açısından "darağacı" oldu.

* * *

Henüz 35. dakikada Kevin Constant'ı oyuna alarak taktik stratejisinde değişiklik yapmak zorunda kalan Ersun Yanal, ikinci yarıda da ne Beşiktaş'ın orta saha üstünlüğünü kırabildi, ne de rakibine baskı kuracak, hataya zorlayacak bir futbol oynatabildi. Trabzonsporlu birkaç futbolcunun "saman alevi" düzeyinde kalan atakları dışında Cardozo, Yusuf Erdoğan, Özer Hurmacı gibi asların varlığı ile yokluğu belli bile olmadı. Üstelik, ilk yarıda eleştirdiğimiz kaleci Fatih bile birkaç pozisyonda rakibini durdurmayı bildi.

Trabzonspor'u anlattıktan sonra, sahanın kahramanları olan Beşiktaşlılara dönmek gerek... Sağ bekte Serdar'dan, Olcay'ına, Sosa'sına kadar o kadar iştahlıydılar ki... Hele hele Ersan Gülüm'ün savunmadaki çabası; muhteşemdi.

Bunların arasında Gökhan Töre neden yok? Hem de onlardan belki de daha fazla ter döktü. Döktü dökmesine ama egoistliği, Beşiktaş'ın olası bir farka ulaşmasına engel oldu. Bu kadar futbolu seven, bu kadar yetenek içinde yüzen her futbolcunun egosu biraz yüksektir. Ancak Gökhan maçı bir kez izlerse, kendi kendine kızacaktır.

Gecenin en kötü olayı; Mustafa Pektemek'in hastanelik olmasıydı. Bu kadar mı şanssız bir oyuncu? Ne gelirse onun başına geliyor. Dilerim korkulacak bir şey yoktur.

Son söz; Süper Lig'de kendini hissettiren, futbol oynamaya çalışan iki takımın mücadelesinde Beşiktaş farkını, skor farkıyla da hissettirdi, oyunuyla da... Bilic ve öğrencileri, bu sezonki iştahını sezon sonuna kadar taşımalı... Gerçi her rakip Trabzonspor gibi açık oynamaz ama Beşiktaş hep böyle istedikten sonra kendine rakip bulamaz!

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

Şanslı Kaplan (Mehmet Ayan)

Maç öncesinde editörümüz Müfit Gürevin arayıp ‘Abi yazında maçın ağırlıklı Trabzonspor açısından değerlendirmesini yapar mısın?’ dediğinde 100 üzerinden en az 49’u yorumlayacağımı sanmıştım. Saat 18.59’da da görüşüm “bu maç berabere biter” şeklindeydi! İki konuda da yanıldığımı itiraf etmeliyim. Abartarak söylüyorum ki, 1993’teki 7-1’lik maçtaki kadar etkisiz bir futbol oynadı Trabzonspor. 18.59’daki beraberlik kanaatim 90 saniyede değişti! 19.01’e varmadan kendime “Beşiktaş maçı alır bu coşkuyla” fikrini zerk etmeye başladım.

G.Saray, Metalist, G.Birliği maçlarındaki 10 gollük performans kadar, takımın hız kalitesi gözümü bürümüştü. Çünkü Ersun Yanal, takımlarına ‘Yalandan’ değil gerçekten hız enjekte eden bir teknik adam. Beşiktaş’ı tanısak da, oyuncuların kondisyon kalitelerini bilsek de Ersun hocanın en azından ‘G.Saray maçında yaptığı gibi’ ilk 25-30 dakika ‘Durdurma oyunu’ oynatacağını zannetmiştim.
 
AVRAAM GECENİN YILDIZIYDI!
 
Beşiktaş buna imkan vermedi. Ancak Trabzonspor da bunu zorlayıcı neredeyse hiçbir şey yapmadı. Bilhassa ilk yarı çok silik, mahkum bir performans sergilediler. 35’teki Constant değişikliğiyle kalan 55 dakikada zaman-zaman topa sahip olabildi. Biliç, Kerim’i hem büyük maç deneyimi eksikliği nedeniyle, hem de Bosingwa önünde yeterli savunma yapamayacağı öngörüsüyle oynatmadı. Çok haklı çıktı. Portekizli kımıldayamadı. Ekici de baskıdan nasibini aldı. Musa, 2 gol içinde ‘Bölgesel’ anlamda vardı. Avraam zaten gecenin yıldızı! idi. Belkalem dışında ayakta kalan oyuncu yoktu.
 
Ön alanda en az 5 ofansif oyuncuyla mücadele eden ama hiç birinin etkili olamadığı bordo-mavililer gol pozisyonuna giremedi. Yetmedi 3 golde de ayağındaki topu verip gol yediler. Gökhan ile Mustafa’nın kaçırdığı iki gol pozisyonu maçın kırılma anlarındaydı. 60’taki o iki pozisyon gol olsaydı, 1993’teki skorun beteri olurdu Trabzon için!

Beşiktaş-Trabzonspor maçının ardından spor yazarlarının görüşleri

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Cengiz ve Hakan, Avrupa'da ilk 10'da!27 Mart 2018 Salı 15:18
  • Futbolda tarihi karar!27 Mart 2018 Salı 13:43
  • Arda Turan’dan sessizlik kararı30 Mayıs 2017 Salı 11:47
  • Beşiktaş Mı ? Trabzonspor Mu ?25 Ocak 2015 Pazar 17:46
  • ''Benim Yorumlarım Acı Olur''25 Ocak 2015 Pazar 13:37
  • Serenay Aktaş, Beşiktaş'ta24 Ocak 2015 Cumartesi 17:03
  • “Özel Hayatın Gizliliğini İhlali”23 Ocak 2015 Cuma 18:42
  • Tam Fikstür ve Derbiler23 Ocak 2015 Cuma 15:18
  • Yok Böyle Bir Hareket23 Ocak 2015 Cuma 14:19
  • 17 Yaşında Keşfedildi Ama...23 Ocak 2015 Cuma 13:27
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Gazete Spor | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Haber Scripti: CM Bilişim